Buradaki satırlar; amfilerin soğuk yankılarından, tozlu kuram kitaplarından ya da duvarları unvanlarla kaplı odalardan süzülmedi. Ben bu yolculuğu uzaktan okuyarak öğrenmedim; yaşadım, içselleştirdim, kendi gecelerimde bizzat eksilip yeniden tamamlanarak biriktirdim.
Bu yüzden size bir teşhis koymak ya da reçete yazmak için burada değilim. Ben karanlıkta kalmış biri değil, karanlıkta öğrenmiş bir yol arkadaşıyım.
Doğanın büyük ve sessiz bir bilgeliği vardır. Hiçbir tohum bir diğerinin iklimine özenmez.
Bir Gecesefası, gündüzün parlaklığında değil; herkesin uykuda olduğu o derin karanlıkta aar yapraklarını. Çünkü onun şifası, karanlığı bir yük değil, kendi ışığını doğuran gizli bir rahim olarak görmesindedir.
Bir Lotus, berrak ve pürüzsüz sularda kök salamaz. O; gölün en dibindeki kapkaranlık, gölgeli balçığa tutunur. En dipteki o ağır yükü kendi güzelliğine dönüştürür de öyle çıkar suyun yüzüne.
Bir Kaktüs, kuraklığın sabrını taşır gövdesinde. Aylar süren susuzluğun ardından gelen tek bir damlayla, içindeki muazzam rengi patlatır.
Ve bir Açelya serin gölgelerde nefes alırken, bir Günebakan ısrarla yüzünü ateşe döner.
İşte insan da böyle bir bahçedir. Kimimiz fırtınayla büyürüz, kimimiz bolca şefkat suyuyla. Kimimiz dipsiz çamurumuzla barışarak güzelleşiriz, kimimiz fırtınanın ortasında durmayı öğrenerek...
Farklılıklarımız birer eksiklik ya da kusur değil; bu toprağı zenginleştiren, bizi biz kılan benzersiz renklerimizdir.
Benim buradaki tek temennim; hesapların, unvanların ve öğretilmiş rollerin ötesinde, doğrudan ve hesapsızca bir temas kurabilmektir.
Gelin, toprağa tutunma arzumuzu, incinebilirliğimizi ve o ortak insani sızımızı merkeze alalım. Önce köklerimizi o aynı toprağın altında birleştirelim. Sonra her birimiz, kendi gökyüzümüze doğru kendi rengimizle büyüyelim.
Eğer bir satırım bile, üzerinize kat kat örttüğünüz o sessiz karanlıktaki tohuma dokunabilirse; kendi toprağınızla barışmanıza ve özünüzdeki o sönmeyen ışıkla yeniden temas etmenize vesile olabilirse, yolculuk amacına ulaşmış demektir.
Gelin; karanlığın da ışığın da hakkını vererek, kendi mevsimimizde çiçek açalım.
İçinizdeki ışığa ve renke selam olsun.