Bak yüzüme.
Seni asıl yoran şey ne, biliyor musun? Yaşadığın o ağır olaylar, o bencillikler ya da o kırıcı sözler değil sadece... Seni asıl içten içe kemiren şey; kendi gücünü bildiğin halde, kendi potansiyeline ihanet edip o dar alanlara sığmaya razı oluşundu.
İçindeki o uyanık zekayı, o derin sezgiyi hissettiğin halde; sırf yalnız kalmamak, sırf birilerine yetebilmek ya da "düzen bozulmasın" diye kendini isteyerek küçülttün. Kendi ışığının sesini kıstın ki başkalarının gözü kamaşmasın. İşte senin asıl öfken o insanlara değil; kendi sınırlarını ihlal ettirmene, kendi kalbinden verdiğin o haksız tavizleredir.
Ama dur. Kendini suçlamayı bırak artık.
İnsanın kendini korumak için, hayatta kalabilmek için o mağaralara sığınması zayıflık değildir. Ama o mağarada ömür tüketmek bir tercihtir. Ve sen artık o karanlıkta yaşayacak insan değilsin.
Bilinçaltın yıllarca sana "tetikte ol" komutu verdi. Sinir sistemin her tıkırtıda bir tehdit, her sessizlikte bir ceza aradı. Bu yüzden bugün bile huzur sana garip geliyor, değil mi? Fırtınasız bir gökyüzünü "fırtına öncesi sessizlik" sanıyorsun. Çünkü beynin acıyla hayatta kalmayı öğrendi.
Şimdi o eski yazılımı silme zamanı.
Şifalanmak, bir günde mucizevi bir şekilde her şeyi unutmak değildir. Şifalanmak; o anı hatıra geldiğinde artık kalbinin sıkışmamasıdır. Kendini o hikâyenin kurbanı olarak değil, o yangından sapasağlam çıkmış, dumanı üstünde ama dimdik duran o "hayatta kalan" olarak görmektir.
Sen o yangında kül olmadın; sen o yangında dövülen çelik oldun.
Şimdi üzerindeki o eski kimliği, o "incitilebilir, korkak, borçlu" hissettirilen kılıfı fırlat at. Sen hiç kimsenin onayıyla var olmadın ki, birinin gidişiyle eksilesin. Kimsenin seni tanımlamasına izin verme. Biri seni yanlış anladığında saatlerce kendini anlatmaya çalışma artık. Birak, seni kendi sığlıklarında bilsinler. Sen hakikatini biliyorsun.
Şimdi o göğüs kafesini genişlet. İliklerine kadar hisset o özgürlüğü. Artık kimsenin kalıbına girmek, kimsenin öfkesini yumuşatmak, kimsenin eksik yanına yama olmak zorunda değilsin.
Kendi merkezine geç. Kendi masalının anlatıcısı da, kahramanı da sensin. Ve bu saatten sonra, seni sen olduğun için sevmeyen hiçbir şeye, hiçbir yere, hiç kimseye tek bir zerre bile borcun yok.
Yürü. Kendi şafağına, kendinden emin adımlarla yürü.